ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 30  Issue: 2  Year: 2018
  Ağrı: 30 (2)
Volume: 30  Issue: 2 - 2018
Hide Abstracts | << Back
EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
1.Cross-cultural adaptation, validity, and reliability of the Turkish version of revised American Pain Society patient outcome questionnaire for surgical patients
Sevilay Erden, Mevlüde Karadağ, Sevil Güler Demir, Semra Atasayar, Burcu Opak Yücel, Nevra Kalkan, Zuhal Erdoğan, Ali Ay
PMID: 29738065  doi: 10.5505/agri.2018.21548  Pages 39 - 50 (139 accesses)
Amaç: Bu çalışmanın amacı Gözden Geçirilmiş Amerikan Ağrı Derneği Hasta Sonuçları Anketi (Revised American Pain Society Patient Outcome Questionnaire -APS-POQ-R)’nin Türkçe’ye uyarlanması, geçerlilik ve güvenirlik çalışmalarının yapılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Metodolojik ve kesitsel tipteki bu araştırma, Ocak 2015 ve Ocak 2016 yılları arasında yapılmış olup, toplam 250 cerrahi hasta ile yürütülmüştür. Veri toplama formu olarak demografik verileri içeren anket formu ve “Gözden Geçirilmiş Amerikan Ağrı Derneği Hasta Sonuçları Anketi” kullanılmıştır. Anketin, dil geçerliliği, kapsam ve yapı geçerliliği, güvenirlik analizleri yapılmıştır.
Bulgular: Cronbach’s Alpha değeri 0.88 olarak hesaplanan Türkçe Gözden Geçirilmiş Amerikan Ağrı Derneği Hasta Sonuçları Anketi’nin doğrulayıcı faktör analizi uyum indekslerine göre, [x2/SD=362.53/125=2.90; RMSEA=0.087 (%90 CI: 0.077–0.098); CFI=0.95; IFI=0.95; NNFI=0.94], üç faktörlü yapısının uygun olduğu bulunmuştur.
Sonuç: Gözden Geçirilmiş Amerikan Ağrı Derneği Hasta Sonuçları Anketi, Türk toplumunda postoperatif ağrı yönetiminin kalitesini ölçmek ve değerlendirmek için, güvenilir ve geçerli bir ölçektir.
Objective: This study aims to investigate the validity and reliability of the Turkish Revised American Pain Society Patient Outcome Questionnaire (APS-POQ-R-TR).
Methods: A methodological and cross-sectional design was used. This study included a total of 250 surgical patients (98 males, 152 females) between January 2015 and January 2016. Data were collected using a demographic questionnaire and the APS-POQ-R. Language equivalence, content and construct validity, and reliability of the scale were evaluated.
Results: The Pearson correlation coefficient of the scale for parallel test reliability was 0.362, and the Cronbach’s alpha value was determined as 0.88 in the APS-POQ-R-TR. According to fit indexes of the confirmatory factor analysis [x2/SD=362.53/125=2.90; RMSEA=0.087 (90% CI: 0.077–0.098); CFI=0.95; IFI=0.95; NNFI=0.94], three factors were found to be appropriate for the APS-POQ-R-TR.
Conclusion: The adaptation of the translated APS-POQ-R in Turkey is reliable and valid to measure and evaluate the quality of postoperative pain management in the Turkish population.

2.A comparison of transversus abdominis plane block guided with ultrasonography and local anesthetic infiltration in laparoscopic cholecystectomy operations
Burhan Dost, Gülbin Yalçın Sezen, Abdulkadir İskender, Onur Özlü
PMID: 29738057  doi: 10.5505/agri.2018.45822  Pages 51 - 57 (60 accesses)
Amaç: Çalışmamızda laparoskopik kolesistektomi ameliyatı geçiren hastalarda ultrason rehberliğinde yapılan Transversus Abdominis Plan (TAP) Bloğu ile trokar giriş yerlerine Lokal Anestezik İnfiltrasyonu (LAI) yöntemlerinin intraoperatif ve postoperatif analjezik etkinlikleri, intraoperatif opioid gereksinimleri ve yan etkileri bakımından karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Randomize, kontrollü, prospektif yapılan çalışmaya katılan ASA I-II risk grubu 75 hasta üç gruba ayrıldı. Grup L’ye (n=25) cerrahi öncesi trokar giriş yerleri etrafına toplam 20 ml. %0.5 levobupivakain infiltrasyonu uygulandı. Grup T‘ye (n=25) cerrahi öncesi ultrason rehberliğinde bilateral TAP blok uygulanarak toplam 30 ml. %0.25 levobupivakain uygulandı. Kontrol grubuna (n=25) TAP blok veya LAI uygulanmadı. Postoperatif ilk 24 saat süresince hasta kontrollü analjezi cihazı (HKA) ile tramadol infüzyonu yapıldı. İntraoperatif fentanil kullanımı, postoperatif 1, 2, 4, 8, 12, 16 ve 24. saatlerde VASistirahat, VASöksürük, omuz ağrısı, ile 24 saatteki toplam analjezik tüketimi, kaydedildi.
Bulgular: Gruplar arası karşılaştırmada ölçülen VASistirahat ve VASöksürük değerleri, intraoperatif dönemde yapılan fentanil dozu, 24. saat sonunda uygulanan toplam analjezik miktarı istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Grup T’de postoperatif 1 ve 2. saatlerde kusma oranı (sırası ile %20, %12), Grup K’ya (sırası ile %64, %44) göre anlamlı düzeyde düşük gözlemlendi (p<0.05).
Sonuç: Ultrason eşliğinde uygulanan bilateral TAP blok ile trokar yerlerine LAI yöntemlerinin laparoskopik kolesistektomi sonrası analjezik etkinlik açısından benzer olduğu gözlenmiştir.
Objectives: The aim of this study was to compare a transversus abdominis plane (TAP) block guided with ultrasound (USG) and local anesthetic infiltration (LAI) in terms of the intraoperative and postoperative analgesia efficiency, intraoperative opioid need, and side effects in cases of laparoscopic cholecystectomy.
Methods: A total of 75 patients classified as American Society of Anesthesiologists class I or II were included in this randomized, controlled, prospective study and divided into 3 groups. 20 mL of levobupivacaine 0.5% was applied around the trocar entrance site before the operation to group L (n=25), and 30 mL 0.25% levobupivacaine was applied with a USG-guided TAP block to group T (n=25). No TAP block or LAI was applied to the control group (n=25), group K. In the first 24 hours after surgery, an infusion of tramadol was administered with a controlled analgesia device. The intraoperative fentanyl use was recorded, and a visual analogue scale was administered to assess pain while resting (VASrest) and upon coughing (VAScough) at 1, 2, 4, 8, 12, 16, and 24 hours postoperative. An evaluation of shoulder pain and the consumption of analgesia in 24 hours were also recorded.
Results: The VASrest and VAScough values, the dose of fentanyl used intraoperatively, and the total analgesia dose administered in 24 hours were compared between groups and there was no statistically significant difference detected (p>0.05). In group T, the vomiting rate 1 and 2 hours postoperative (20% and 12%, respectively) was significantly lower than in group K (64% and 44%, respectively).
Conclusion: The efficiency of the analgesia provided after a laparoscopic cholecystectomy with a bilateral TAP block guided with USG and LAI was determined to be similar.

3.Transient neurological symptoms after spinal anesthesia
Zübeyde Ateş Çetin, Nurten Kayacan, Bilge Karslı
PMID: 29738058  doi: 10.5505/agri.2018.76148  Pages 58 - 70 (42 accesses)
Amaç: Santral blok sonrası gözlenen GNS, hastaların zorlukla farkına varabildikleri dizesteziden, çok şiddetli ağrıya kadar oldukça değişken ve geniş şikayetler dizisini içermektedir. GNS sıklığını ve potansiyelize eden risk faktörlerinin belirlenmesini amaçlayan bu çalışmaya, santral blok uygulanan 591 hasta dahil edildi.
Gereç ve Yöntem: Operasyon öncesi hastaların demografik bilgileri, operasyon ve uygulanan blok türüne ait özellikler kaydedildi. Hastalar postoperatif 24, 48 saat ve 7. günde GNS olarak ağrı (başağrısı, bel ve/veya bacak ağrısı, sırt ağrısı, girişim yeri ağrısı) ve duyu kusurları (parestezi, hipoestezi, hiperestezi, anestezi, dizestezi) açısından değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmaya katılan hastalarda GNS sıklığı, %35.7 olarak hesaplanırken, bu oran KHD, üroloji hastalarında anlamlı olarak yüksekti. GNS, kadın hastalarda erkek hastalara göre anlamlı olarak fazla bulundu. Santral blok uygulamaları sırasında iğne/kateterden kan gelmesi, ağrı ve parestezi varlığında, GNS insidansında artma izlenirken, kullanılan LA ajanlar arasında, GNS insidansında farklılık bulunmadı.
Sonuç: Çalışmamızda literatür bilgileriyle benzer GNS oranları bulduk. Artan ponksiyon sayısı, litotomi pozisyonu, eşlik eden ASKH ve DM gibi komorbid durumlar GNS insidansını artırmaktadır.
Objectives: Transient neurological symptoms (TNS) after spinal anesthesia vary from dysesthesia that is hardly noticed to severe pain. The aim of this study was to determine the incidence of TNS and provocative risk factors in 591 patients who underwent central block.
Methods: Before the operation, demographic data and features of the operation and the block were recorded. The patients were evaluated at postoperative 24 and 48 hours and day 7 with regard to TNS in the form of pain (headache, lower back and/or limb pain, backache, pain in the puncture region) and sensation disorders (paresthesia, hypoesthesia, hyperesthesia, anesthesia, dysesthesia).
Results: The incidence of TNS among the study patients was 35.7%. It was significantly higher in gynecology and urology patients and was higher in female patients in comparison with male patients. The incidence of TNS was greater when blood in the needle/catheter, pain, or paresthesia was seen, but was not associated with LA agents used in the study.
Conclusion: A similar TNS incidence was seen in the results of this study as has been reported in the literature. A greater number of attempts, the lithotomy position, and co-morbidities such as ASHD and DM increase the incidence of TNS.

CLINICAL CONCEPTS AND COMMENTARY
4.Treatment of postoperative pain and non-pharmacologic practices in nursing systematic review: Results of Turkish doctoral dissertation in 2000–2015
Fatma Ay
PMID: 29738059  doi: 10.5505/agri.2018.28247  Pages 71 - 83 (88 accesses)
Amaç: Bu çalışma postoperatif ağrının azaltılması ya da giderilmesinde uygulanan hemşirelik uygulamalarını ve bu uygulamaların ağrı şiddeti üzerine etkilerini belirlemek, özetlemek, mevcut delilleri kritik etmek amacı ile kesitsel, tanımlayıcı bir araştırma olarak yapıldı.
Gereç ve Yöntem: Araştırma verileri 02-31 Ocak 2016 tarihleri arasında “Türkiye Ulusal Tez Veri Tabanı” dan yapılan araştırma ile elde edildi. Türkiye’de 2000-2015 yılları arasında yapılmış ve araştırma kriterlerine uyan 13 doktora tezi araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma kapsamına alınan tezler veri tabanına kayıt yılları, bilim dalları, örnek grubu, araştırma türü ve amacı, ağrı yönetiminde uygulanan yöntemler, ağrı değerlendirme yöntemleri ve araştırma sonuçları açısından manuel olarak değerlendirildi. Araştırma sonuçları dışındaki veriler frekans sayıları verilerek değerlendirildi.
Bulgular: Tezlerin %53.9’u Cerrahi Hemşireliği Anabilim Dalı’nda ve %61.5’i 2006-2010 yılları arasında yapılmıştır. Tezlerin %84.6’sı yetişkin hasta popülasyonunda yapılmış ve yaklaşık yarısı yarı deneysel / deneysel araştırma tipindedir. Uygulanan/ araştırılan ağrı kontrol yöntemleri açısından tezler incelendiğinde %80’inin nonfarmakolojik yöntemlerle ilgili olduğu saptandı. Nonfarmakolojik yöntemlerden masaj ve gevşeme egzersizi %18.6 oranında en sık uygulanan yöntemlerdir.
Sonuç: Nonfarmakolojik ağrı yönetimi algılanan ağrı şiddetini azaltan, hemşirelerin bağımsız olarak uygulayabileceği etkili yöntemlerdir. İncelenen tezlerde araştırmacıların genel olarak yan etkisi olmayan, hastaya zarar vermeyen, en az riske sahip, uygulanması kolay, maliyeti düşük nonfarmakolojik uygulamaları tercih ettikleri saptanmıştır. Gelecek araştırmalarda her bir nonfarmakolojik yöntemle ilgili literatür tarama araştırmalarının yapılarak, yaş, cinsiyet, tıbbi tanı gibi vb. gruplara özel etkili nonfarmakolojik yöntemlerin belirlenmesi önerilmektedir.
Objectives: This cross-sectional descriptive study aimed to identify and summarize non-pharmacologic practices used by nurses to reduce or relieve postoperative pain and the effect of such practices on pain and to criticize current evidence.
Methods: Research data were acquired by searching in the “Turkish National Database of Dissertations” in January 02 to January 31, 2016. The research sample included 13 doctoral dissertations conducted in 2000–2015 in Turkey that meet the research criteria. The dissertations included were manually evaluated for the year of registry in the database, disciplines, sample group, type and objective of the study, methods used for pain management, methods for pain assessment, and results of the study.
Results: Of the dissertations, 84.6% were conducted in adult patient population and approximately half of them were quasi-experimental/experimental studies. When the dissertations were searched by methods of pain control, 80% of dissertations were performed on non-pharmacologic methods. Among non-pharmacologic methods, massage and relaxation exercises were the most widely used methods at 18.6%.
Conclusion: Non-pharmacologic pain management is an effective way to reduce pain severity and it can be independently used by nurses. Researchers of dissertations often choose non-pharmacologic practices that have no side effects, have minimum risk, are not detrimental to patients, are easy to administer, and are cost-efficient. Effective non-pharmacologic methods specific to groups by age, sex, and medical diagnosis should be identified by literature review for each non-pharmacologic method in future studies.

EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
5.Pain beliefs of patients and the nonpharmacological methods they use to manage the pain
Ayşegül Öztürk Birge, Mukadder Mollaoğlu
PMID: 29738060  doi: 10.5505/agri.2018.22590  Pages 84 - 92 (66 accesses)
Amaç: Bu çalışma, hastaların ağrı inançları ve ağrıyı yönetmede kullandıkları ilaç dışı yöntemleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup Mayıs 2011 tarihinde bir üniversitesi hastanesinin dahili ve cerrahi kliniklerinde yatan 163 hastanın katılımı ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, İlaç Dışı Yöntem Formu ve Ağrı İnançları Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler sayı, yüzde, bağımsız örneklem t testi ve varyans analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.
Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 52.7±16.6 yıl olup %23.3’ü üriner sistem ve %21.5’i kas iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle hastanede yattığı belirlenmiştir. Hastaların %93.8’i geçmiş yaşantısında ağrı deneyimlemiş, bir hafta önceki ağrı şiddetini %22.7’si şiddetli olarak tarif etmiştir. Hastalar en çok, baş ağrısı (%24.8), eklem ağrısı (%21.6) ve bel ağrısı (%19.6) yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Hastaların %72.3’ünün ağrılarını gidermede ilaç kullandığı ve ayrıca %49.1’inin ilaç dışı yöntemlere başvurduğu saptanmıştır. Sıklıkla tercih edilen ilaç dışı yöntemlerin sıcak soğuk uygulama, masaj, bitkisel yöntemler olduğu belirlenmiştir. Hastaların ağrı inançları ölçeği organik puan ortalamasının (23.6±4.57) psikolojik puan ortalamasından (19.9±2.64) yüksek olduğu bulunmuştur.
Sonuç: Hastaların ağrıya yönelik inançlarını ve kullandıkları ilaç dışı yöntemleri değerlendirmek ağrıyı etkin yönetebilmek açısından önemlidir.
Objectives: This study was performed to determine the pain beliefs of patients and nonpharmacological methods they use to manage their pain.
Methods: This was a descriptive study conducted with the participation of 163 patients who were hospitalized in the medical and surgical clinics of a university hospital in May 2011. The study data were collected using personal information forms, a nonpharmacological methods form, and a pain belief scale. The data were evaluated using number, percentage, an independent sample t-test, and analysis of variance.
Results: The mean age of the patients was 52.7±16.6 years, and it was determined that 23.3% were hospitalized for urinary system diseases, while 21.5% were hospitalized for musculoskeletal system diseases. It was observed that 93.8% of the patients described experiencing pain in the past, while 22.7% described experiencing severe pain within the previous week. The types of pain most frequently described by the patients were headaches (24.8%), joint pain (21.6%), and lumbar pain (19.6%). It was determined that 72.3% of the patients used medication for pain, and that 49.1% also resorted to nonpharmacological methods for their pain. Frequently preferred nonpharmacological methods included hot and cold therapy, massage, and herbal methods. The mean organic score on the pain belief scale (23.6±4.57) was higher than the mean psychological score (19.9±2.64).
Conclusion: Evaluating the pain beliefs of patients and the nonpharmacological methods used is important for effective management of pain.

CASE REPORTS
6.Use of ultrasound-guided supraclavicular brachial plexus block as an anesthesia technique in a patient with neurofibromatosis type 1: A case report
Emine Aysu Şalvız, Emre Sertaç Bingül, Meltem Savran Karadeniz, Ömer Berköz, Erman Ak, Kamil Mehmet Tuğrul
PMID: 29738061  doi: 10.5505/agri.2016.36744  Pages 93 - 96 (631 accesses)
Nörofibromatozis tip 1 kütanöz ve/veya pleksiform nörofibromlarla ve hiperpigmente ‘café-au-lait’ lekeleriyle karakterize otozomal dominant bir hastalıktır. Endokrin ve visseral organları tutmakta, ve potansiyel havayolu problemleri (ventilasyon/entübasyon), anormal spinal anatomi ve periferik nörofibromlar gibi çok sayıda zorlukla ilişkili olabilmektedir. Bu sebeplerle komplikasyonlardan kaçınmak, morbidite ve mortaliteyi düşürmek için anestezi yönteminin seçimi daha da önem kazanmaktadır. Biz, bu olgu sunumu ile kol ve önkol cerrahisi geçirecek olan nörofibromatozis tip 1 tanılı hastada ultrason kullanımının ve başarılı supraklavikuler brakial pleksus blok uygulamasının yararlılığını ifade etmeye çalıştık.
Neurofibromatosis type 1 is an autosomal dominant condition characterized by cutaneous and/or plexiform neurofibromas and hyperpigmented café-au-lait spots. It affects multiple endocrine and visceral organs and can be associated with several difficulties such as potential airway (ventilation/intubation) problems, abnormal spinal anatomy, and peripheral neurofibromas. Therefore, anesthesia technique selection becomes more of an issue in terms of avoiding complications and decreasing morbidity and mortality. In the present case, we describe the use of ultrasound and the successful performance of supraclavicular brachial plexus block for surgery on the arm and forearm in a patient with neurofibromatosis type 1.

7.Ultrasound-guided penile nerve block for pediatric hypospadias surgery
Neşe Türkyılmaz, Yavuz Gürkan, Sevim Cesur, Alparslan Kuş, Mine Solak
PMID: 29738062  doi: 10.5505/agri.2016.70446  Pages 97 - 98 (682 accesses)
Altı yaşında, 19 kg, ASA II erkek hastaya hipospadias cerrahisi sonrası postoperatif analjezi amaçlı ultrason (US) rehberliğinde Dorsal Penil Nerve (DPN) blok uygulandı. Genel anestezi indüksiyonundan sonra hastaya blok yapıldı. Anestezi idamesi olarak O2/N20 (1: 2 oranında) ve sevofluran %2 ile devam edildi. DPN için O.2 ml/kg %0.25 bupivakain kullanıldı. Hastanın ilk 24 saat içinde ağrısının olmadığı gözlendi.
An ultrasound-guided dorsal penile nerve (DPN) block was performed for postoperative analgesia in a 6-year-old, 19 kg, American Society of Anesthesiologists class II patient undergoing hypospadias surgery. The block was applied following the induction of general anesthesia. Anesthesia maintenance was provided with sevoflurane 2% in a 1: 2 ratio of oxygen and nitrous oxide. The DPN block was performed using 0.2 mL/kg of 0.25% bupivacaine. Almost 24 hours of analgesia was provided following surgery.

8.A rare cause of forearm pain: Schwannoma of the posterior interosseous nerve
Rana Terlemez, Deniz Palamar, Beril Doğu, Figen Yılmaz, Banu Kuran
PMID: 29738063  doi: 10.5505/agri.2016.04127  Pages 99 - 101 (785 accesses)
Schwannomlar ‘nörilemma’ olarak da adlandırılan schwann hücrelerinden kaynaklanan periferik sinirlerin en sık görülen benign tümörüdür. Sıklıkla baş ve boyun bölgesinden kaynaklanan soliter lezyonlardır. Tanı esasında ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme ve histopatolojik incelemelere dayanır. Kapsüllü olduğundan dolayı cerrahi eksizyon sonrasında nüks ihtimali düşüktür ve iyi bir prognoza sahiptir. Bu yazıda, ilk bakışta ganglion kistini taklit eden bir schwannom olgusu sunuldu.
A schwannoma, also known as a neurilemoma, is composed of Schwann cells, and is the most common benign tumor of the peripheral nerves. It commonly appears as a solitary lesion in the head and neck region. The diagnosis is based on ultrasonography, magnetic resonance imaging, and histopathological examination. This encapsulated tumor has a good prognosis with a low recurrence rate after surgical removal. This case report is a description of a forearm schwannoma that initially appeared to be a ganglion cyst.

LETTER TO THE EDITOR
9.Letter to the editor: Ultrasound-guided posterior femoral cutaneous nerve block
Tzu Chun Wang, Cho Chi Yang
PMID: 29738064  doi: 10.5505/agri.2018.75688  Pages 102 - 103 (54 accesses)
Abstract | Full Text PDF

BOOK REVIEW
10.Book Review
Aynur Özge
Page 104 (34 accesses)
Abstract | Full Text PDF



 
Search








 
Copyright © 2018 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.