Türkiye’deki algolog hekimlerin, COVID-19 pandemi döneminde kronik ağrı tedavisindeki tutum değişiklikleri
Gülçin Gazioğlu Türkyılmaz1
, Şebnem Rumeli2
1Ağrı Tıp Anabilim Dalı, Bursa Şehir Hastanesi, Bursa, Türkiye
2Ağrı Tıbbı Anabilim Dalı, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Mersin, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ağrı hekimi, ağrı yönetimi, COVID-19, kronik ağrı, pandemi, radyofrekans ablasyon
Özet
Amaç: Koronavirüs hastalığı (COVID-19) pandemisi bütün dünyada kronik ağrı hastalarının ayaktan tedavi ve elektif girişim-sel prosedürlerinin azaltılmasına veya kesintiye uğratıl-masına neden oldu. Bu çalışmada, pandemi döneminde Türkiye’deki algolog hekimlerin kronik ağrı hastalarının tedavilerindeki tutum değişiklikleri ve bu değişikliklerin yayımlanan kılavuzlara uygunluklarının araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Türkiye’de çevrim içi olarak ulaşım sağlanabilen 113 algoloji hekimine isteğe bağlı doldurulmak üzere anket gönderildi.
Bulgular: Anketin ulaştırıldığı ağrı hekimlerinin %61’i (n=69) anketi cevapladı. Hiçbir girişimsel işlem öncesi hastalarından CO-VID-19 polimeraz zincir reaksiyonu testi istemeyen hekimlerin oranı %48 (n=33) idi. Opiyoid reçetelerken immünsüpresif etkiyi önemsemeyen ve opiyoid dozunu azaltmayan hekimlerin oranı %42 (n=29) idi. Girişimsel işlemlerde uyguladıkları kortikosteroid dozunu azaltmayan hekimlerin oranı %61 (n=42) idi. Pandemi döneminde faset eklem median dal radyofrekans denervasyon uy-gulayan hekimlerin %49,1’inin (n=28) pandemi öncesine göre uyguladıkları tanısal blok sayısını azalttığı belirlendi. Bu dönemde geniküler sinir radyofrekans denervasyon uygulayan hekimlerin %51’inin (n=24) hiç tanısal blok uygulamadıkları tespit edildi.
Sonuç: Ülkemizdeki ağrı hekimlerinin çoğunun pandemi döneminde kronik ağrı hastalarının tedavisinde kullandıkları opiyoid ve kortikosteroid ilaçların doz ve/veya türlerindeki tercihlerini değiştirmedikleri ancak faset eklem median dal radyofrekans denervasyon/geniküler sinir radyofrekans denervasyon girişimleri öncesi uyguladıkları tanısal blok sayılarını azaltma eğilimin-de oldukları saptandı.