Lomber faset sendromunda TENS Tedavisi ile konvansiyonel radyofrekans termokoagülasyon ve pulse radyofrekans denervasyon uygulamalarının etkinliklerinin karşılaştırılması: Tek-kör randomize kontrollü bir çalışma
Atilla Seçgin1
, Sibel Eyigor2
, Can Eyigör3
, Bora Uzuner4
, İdris Şevki Köken5
, Meltem Uyar3
1Muş Devlet Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü, Muş, Türkiye
2Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye
3Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Algoloji Bilim Dalı, İzmir, Türkiye
4Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Samsun Türkiye
5Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi, Algoloji Kliniği, Balıkesir, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Bel ağrısı, denervasyon, faset eklem, pulse radyofrekans, radyofrekans termokoagülasyon, transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu.
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı, lomber faset eklem sendromu (LFS) olan hastalarda, fizik tedavi kliniklerinde uygulanan TENS (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) ile algoloji kliniklerinde uygulanan konvansiyonel radyofrekans termokoagülasyon (CRF) ve pulse radyofrekans denervasyon (PRF) tedavi yöntemlerinin etkinliklerini karşılaştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ile Algoloji Bilim Dalı polikliniklerine, en az 3 aydır devam eden ve medikal tedaviye yanıt vermeyen lomber faset eklem sendromuna bağlı ağrı şikâyeti ile başvuran hastalar arasından seçilenler dahil edildi. Toplam 60 hasta, her bir grupta 20 hasta olacak şekilde üç gruba ayrıldı. İlk gruptaki hastalara konvansiyonel RF işlemi, ikinci gruptakilere 15 gün boyunca günde 30 dakika TENS, üçüncü gruptakilere ise PRF uygulandı. Hastalar başlangıçta, birinci ve altıncı ay sonunda olmak üzere toplamda üç kez değerlendirildi.
Bulgular: Her üç tedavi grubunda da, ağrı skorları, Oswestry Engellilik İndeksleri, el-yer mesafesi ölçümleri, 20 metrelik yürüme süreleri, 6 dakikalık yürüme mesafeleri, Beck Depresyon Envanteri ve SF-36 skorlarındaki değişimler 1. ve 6. aylarda istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Tedavi grupları karşılaştırıldığında, herhangi bir değerlendirme parametresinde bir grubun diğer bir gruba üstünlüğü saptanmadı (p>0.05).
Sonuç: Lomber faset eklem sendromu olan hastalarda, CRF ve PRF gibi daha invaziv prosedürlerden önce non-invaziv bir tedavi yöntemi olan TENS'in kullanılmasının daha uygun olabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak, daha büyük hasta örneklemi içeren ileri çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.